
Hayatımın en güzel günlerinin,çoçukluğumda oturduğum mahalllenin ,ilcenın dışında olmasının verdiği avantajla,top oynayacak alanın bol olmasıydı.(tarla,sokak arası,arsa...)
Mahalle maçları çok farklı ve önemlidir,mahalle için.Sizin yaşınız 7-11 yaş arası ise sizden büyükler de diğer mahallenin abileriyle maç yaparlar.Hoş küçükler kadar maç yapmasalarda gene de maç yapılırdı.Futbol ile alakasız kişiler bile mahalle maçında oynamak ister,çünkü bu maç ,ertesi gün okulda dahi konuşulacak,kavgası yapılacak mactır.Gerekirse mahallenın çocukları bu maç için ailesine yalan söyleyeceklerdir.
Mahallem kazanlıkuyunun önemli rakıpleri yılanlıbayır,gölcuk,ve esentepeydi. Ezeli rakıbımız yılanlıbayıra gitmenin tadı bambaşkayı bizim için.Gerçi son yıllarda her yere ev yapılmasıyla bu mahalleler birleşti.O zamanlar cep telefonları yok,haberleşme ilkokuldaki ders tenefuslerinde olur,yarın geliyoruz,şu saatte yapalım macı gibi. Sabah olur toplanırız,illa eksik adam çıkar. adam ararız,sokak sokak lakin hep bir sorun çıkardı,tabi sorun basit,çoçuğuz ya annelerimiz izin vermez,hatta bazıları başka mahallere gideceğimizi söylemez evdekinlere ve nedendir bilinmez bizim mahalle hiç ev sahipliği yapmazdı.Yalvar yakarış izinler alınır yola çıkma hazırlıkları başlanırdı,O zamanki vasıta bisikletlerdi,Bazen ne olur ne olmaz,sopa yeme korkusuyla abilerimizi bile cağırırdık.En fazla 2 abi gelir,onlar en önde kullanırdı bisikletleri ,en hızlı bisikleti onlar kullanır,yoldaki cesmelerinde durup saçlarını ıslatırlardı,kendilerine daha urkütücü hava vermek için..
Forma konusuna gelince herkesin pazar malı olan formaları olurdu ama evden atlet yada fanile calıp (kesinlikle anneye haber verilmez) sulu boya bulup arkasına isim yazıp birde numara kondurdukmu havamızdan geçilmez,hepimiz maradona,pele olurduk. Neyse rakıp olan mahallenın sınırlarına girdiğimizde genelde ummadık bir görüntü ile karşılaşırız,adamlar eksik olur,eleman bulamaz,eeeee ne olcak şimdi der 2 taraf.Çözüm basittir aslında rakıp takım yaşıtlarımızdan büyük eleman çağırır,varsın çağırsın deriz,Bizimde yanımızda abi(ler)imiz vardır,bizde onları oyuna sokarız.Başta her şey yolunda gibi gözüksede bizim kadronun yapısı değişir,illa birisini kadrodan çıkartmamız gerekir.Birimiz üzülecektir malum "abi" giriyordur sahaya ve nihayetinde birisi çıkacaktır.Hemen mızmızlanmaya başlanır,hafif ağlamaklı bir sesle "yaaa ben buraya oynamaya geldim,rakıp takım bulsun bir adam," gibi sözler kulağa aşikardır.Maç bir türlü başlamak bilmez,illa eksik,illa tartışma konusu olur,bazen sizin topla oynuyacağız,bizim topla oynayacağız konusu bile dakikalarca tartışılır,topun özelikleri anlatılırdı.Bir sorunda oynanacak alanın taşlı olmasıdır.2Takımın çoçukları belkide tek bu konuda hemfikir olurlar,ve hep beraber sahanın taşları itina ile temizlenirdi.Kale secemi yapılır,top diğer tarafın olduktan sonra maç başlar. Mahalle maçları ,normal maçlardan daha sert geçer,yaşı büyük olanlardan korkulur onlara pek basılmaz,çalım yapmasına musade edilirdi,Senın takımında birisi,"olm korkma lan bas","g.tünü dönme topa" söylemlerini sıkca söylenirdi,bunu söyleyen de takımın kaptanı namı diğer abisidir. Maç oynanır kazanır yada kaybedersin,ama kazandığın taktirde hele ki deplasmandaysan işin biraz gücleşir.Şöyle ki biz her yılılanlıbayır maçına giderken bayırı çıkar,mahallemize geri dönerkende taşlama durumunla karşılaşırdık,bir keresinde kafam delinmişti bu yüzden,Malum maç esnasında maçı izleyen kitle git gide artar.Alakasız kişiler sözle maça dair olur.Ve kaçınılmaz curcuna başlar. Mahalleye geldiğinizde bir dünya küfür edilir,"*** yaaa hep biz gidiyoz birazda onlar gelsin","bundan sonra yılanlıbayıra gitmek yok","pazartesi okulda onlarla görüşeceğiz, X abime söyleyip bunları dövturteceğim"gibi sözler söylenirdi.Sulu boya çalışması yaptığımız atletler,yada fanileler birdaha kattiyen giyilmez,ve bir daha yıllanlıbayıra maca gitmem diyen arkadaşlar haftaya gene yıllanlıbayır çoçukları ile maç ayarlarlar,bu hep böyle süregelir,taaaki büyüyene dek..
*** Sokak maçları daha sakindır,malum kendi aramızda maç yapıyoruzdur,adam toplamak için o kadar uğraşılmaz,tek kale maç yapsakta bir şey kaybetmeyiz çünkü.Arazıde değilde mahalle meydanında maç yapıyorsak iş biraz daha tehlikelidir,tehlike dediğimde trafik anlaşılmasın bizim orda trafik 1 saatte sokaktan 1 araba geçmesidir,oda akşam üzeri olur,yada mahalle bakkalına gelen toptancı arabalarıdır,Mahalle içinde ki maçın bir kötü yanıda evlere top kaçmasıdır,aman allahım hele ki evin sahibesi şirret,cadoloz birise yandın,makbule teyze vardı kulakları cınlasın,top onun bağcesine kaçarsa,hele ki bağcedeyse,topu alır vermez ve en hakiki sözü bize kahkahaya boğan sözü "sizi taşa gömerim" söylemiydi.Topu kim bahceye atarsa gider o alırdı,bahceden top almakta basit bir şey değil,haylı risklidir,malum makbule tehlikesi ile her an karşı karşıya kalabilirsiniz.Bizden bıkan habibe teyze ise bahcenın tellerine civi taktırmıştı,habibe teyzenın hesabına göre top çivili tellere gelince top patlayacak,bizde orada oynamayacaktık,ama nedendir bilmiyorum,orda hiç top patladığını hatırlamam,top patlasa bile altarnativ toplar elbet mevcut olur. Akşama kadar doya doya futbol,ve çeşitli oyunlar oynanır,bu hadise akşam ezanı olana dek sürerdi,Eve gidiş saatimiz akşam ezanı.Ezan okunduğu an "akşam ebesi" oyununu oynar eve giderdik,ama yanımızda asla suluboya çalışması yaptığımız atlet olmazdı.